Başarılı olmak
- Ayrıntılar
- Üst Kategori: eğitim yazıları
- Kategori: rehberlik
- Perşembe, 01 Eylül 2011 19:36 tarihinde yayınlandı.
- Bora Arslantürk tarafından yazıldı.
- Gösterim: 116
Evladının başarılı olmasını kim istemez, örnek bir evlada sahip olmak çok mu uzak bir hayal? Peki neler yapmak gerek?
Başarı genel bir kavramdır, ancak biz eğitimle ilgili kısmına yoğunlaşmak istiyoruz. Öncelikle başarının sadece derslerde iyi not almak , seçme sınavlarında iyi neticeler almak olmadığını belirtmek isterim. Her sınavda tam not alan ancak davranış problemleri bulunan, etrafı ile iyi geçinemeyen bir öğrenci genel anlamda “başarılıdır” denilemez, bu bağlamda başarı, iştigal edilen işteki etkinlik ile ve kişinin psikolojik durumu, davranışları vs. bir bütündür.
Başarı emek ister, çalışma ister, çaba ister, kimse yattığı yerde başarılı olmaz. Bu anlamda çevremizde, bize yakın başarılı kişileri incelemek, onlarla konuşmak, nasıl başarılı olduklarını anlamaya çalışmak bize yardımcı olacaktır. Başarılı olma ile ilgili klasik prensipler elbette vardır ancak başarıyı birtakım kalıplara sıkıştırmak doğru değildir.
Başarılı olmak için ilk adım başarılı olmayı istemektir, güzel bir şeye olan istek, belki de en önemli unsur olmaktadır, zira istek olmazsa, zoraki başarının gelmesi pek olası değildir. Bir öğrenci derslere karşı ilgisiz ise, zaten başarı isteği yoktur, sorunun çözümü için bu “isteksizlik” problemi üzerine gidilmelidir. Peki neden isteksizlik ve motivasyon eksikliği söz konusudur?
Bunun pek çok sebebi olabilir, birkaç tanesini incelemeye çalışalım;
Dar kapsamlı düşünme;
Öğrenci, iyi eğitim almadığında neler olacağını, sınavdan kötü not alınca bunun nelere mal olacağını ve benzeri şeyleri düşünmez, anı yaşar. Sınav esnasında bir an önce dışarı çıkmak ister, akşam halı sahadaki maç onun için daha önemlidir, arkadaşının doğum gününde geçireceği güzel vakit onun için önemlidir, uzun vadeli düşünmez, kısa vadeli, anlık düşünür ve yaşamından sürekli zevk almak ister. Gününü gün etmeye bayılır, okul onun için arkadaşları ile buluşma yerinden başka bir şey değildir, dersler işkencedir, dersleri dinlemez, hatta öğretmenin ders anlatmasını engellemeye çalışır, dersi kaynatmak ister çünkü ders ona zevk veren bir şey değildir….
Bu ve benzeri durumları farklı derecelerde birçok öğrencide maalesef gözlemlemekteyiz, hatta bazı fikir akımlarının temeli de “anı yaşamaktır”. Bu ve benzeri olumsuz durumları izale etmek için öğrenciye değer verip onunla konuşmak, ona eğitimin önemini kavratmak gerekmektedir, eğer ipin ucu kaçmış ise yani veli öğrenci ile sağlıklı iletişim kuramıyor ise uzmanlardan yardım istemek elzemdir. Öğrenci neden eğitim gördüğünü ve gördüğü eğitimin ona neler kazandıracağını anlamalıdır ki eğitim isteği içinde olsun. Öğrenci “geniş düşünme” becerisini geliştirmelidir, bunun için de tecrübeli insanlardan yardım görmelidir. Amaçsız, günübirlik yaşamamalıdır. Aile, anlık yaşamaya karşı önlem almalı, gerekirse maddi desteği kesmeli, evladına sorumluluklar vermelidir. Yaz tatilinde hep tatil yerine kısa süreli, hafif dozda işlerde çalıştırma öğrencinin hayatı tanımasına yardımcı olabilir.
Aile ilgisizliği;
Bazı aileler öğrencilerle hemen hemen hiç ilgilenmemekte, onları başıboş bırakmaktadır, hatta kendi rahatı için evladını etüdlü okula verenlerin sayısı hiç de az değildir, daha 1. sınıfta bile bunu yapanlara rastlıyoruz, daha 7 yaşına yeni basmış bir çocuğun sabahtan akşama dek dört duvar arasında kalması çok yanlıştır.
Her insan bir iş ile iştigal ederken takip edildiğini bilse daha dikkatli olacaktır, aile takibi olmayan bir öğrenci genellikle yaşı gereği eğitimine gerekli önemi kendi kendine veremez ve bu durum eğitimle ilgili başarısızlığa bir davetiyedir. Çocuğuna derslerin nasıl gittiğini sormayan, “yavrum bugün okulun nasıl geçti” demeyen, ders çalışma saatleri ile ilgilenmeyen, ilgisiz bir velinin okuldaki veli toplantısına gidip, çocuğunun başarısızlığını eğitim sistemine, okula, öğretmene vs bağlaması komediden başka bir şey olamaz. Her gün evladımızla ilgilenmeli, anlamasak bile okulda neler gördüğünü sormalı, arada sırada defterlerine bakmalı, okulda öğrencimizin durumunu sormak için veli toplantısını beklememeliyiz, kısacası öğrenci ailesi tarafından takip edildiğini bilmelidir. Aileler düzenli toplantılar ile evlatlarının durumunu değerlendirirler ise, eğer ortada sorun var ise çocuklarını da “adam yerine koyarak” sorunun sebebini onun bakış açısından dinleyip çözüm üretmeyi denerlerse, öğrenci bundan olumlu etkilenecektir.
Ortada bir başarısızlık var ise öğrenciden bunun çözümlemesini yapmayı istemek, onun açısından olayları dinlemek, başarı için neler yapılması gerektiğini öğrenciye sormak sorunu çözümü için güzel ipuçları verecektir. Sadece eğitim ile ilgili değil sosyal ve güncel konularla ilgili de evlatların fikirlerinin alınması, onlara değer verilmesi öğrencinin kendine güvenini artıracaktır.
Arkadaş ortamı;
Bir öğrenci ne kadar iyi bir aile ve okulda okursa okusun kötü bir arkadaş ortamı içinde kendini bulur ise sorunlar başlayabilir. Bu durumun çözümü çocuğun o ortamdan bir an önce uzaklaştırılmasıdır. Topluluk psikolojisi, kötü olduğu apaçık bir şeyin bile yapılmasını sağlar, gruptaki herkes söz konusu kötü eylemi yapıyor ise gruba yeni katılan biri de zamanla bu eylemi yapmaya başlar. Bu eylem ders çalışma, içki-sigara-uyuşturucu vs birçok kötü eylem olabilir.
Tv gazete internet;
Daha önceki bir yazımızda internet ve basının olumsuz etkilerinden bahsetmiştik, ayrıntıları oraya havale edip kısaca değinelim.
Günümüzde maalesef öğrencilerimizin ciddi bir kısmı vaktini büyük bölümünü tv karşısında veya bilgisayar başında oyunu oynayarak ya da internette sörf yaparak geçirmektedir. Her teknolojik buluşun hem olumlu hem de olumsuz yanları vardır. Ancak genelde insanlar olumsuz yanları ile iştigal ederler. Saatlerce chat yapmak, oyun oynamak, uygunsuz sitelere girmek vs.. gibi kötü eylemler maalesef evlatlarımızın yıllarını götürmektedir, birçok aile de buna seyirci olmakta ve evlatlarına belki de en büyük kötülüğü yapmaktadırlar. Bilgisayar ve tv karşısında geçirilen süre sınırlandırılmalı, aile izlenen programları ve bilgisayarda neler yapıldığını takip etmelidir, maalesef ailenin seyirci kalması evlatlarının gitgide onlardan uzaklaşmasını ve kötü sonuçların telafi edilemez noktaya gelmesinden başka bir işe yaramaz. Çocuklar yetkin yaşa gelene dek ailelerin sorumluğu altındadır ve aileler bu sorumlulukta kaçamaz, kaçmamalıdır.
Sonuç olarak başarı karşısındaki engelleri aşmak için 1. derecede etkin ve sorumlu faktör ailedir. Madem bir evlat dünyaya getirdiniz, bu evladı en iyi şekilde hayata hazırlamak için elden gelenin yapılması elzemdir. Küçük yaşlardan itibaren yapılması gerekenleri maddeler halinde yazmaya çalışalım;
- Öğrencinin küçük yaşlardan itibaren programlı yaşamaya alıştırılması,
- Uzun süre televizyon karşısında ve bilgisayarda vakit geçirilmesinin önlenmesi,
- Her gün okulda yapılanlarla ilgili öğrenci ile sohbet edilmesi, yapılanların sorulması,
- Veli toplantıları beklenmeden ayda bir okula gidilip öğretmenlerden öğrenci ile ilgili bilgi alınması,
- Belli aralıklarla ailenin toplanıp öğrencini durumunun değerlendirilmesi, ve ortadaki tablo hakkında öğrencinin fikirlerinin ve çözüm önerilerinin de alınması,
- Bilgisayar ve internet kullanımı kontrol altına alınamıyor ise bir süreliğine kaldırılması,
- Öğrencinin geniş düşünme alışkanlığını kazanması için onunla sohbet etme, gelecek hakkında konuşma, hayatın zorlukları hakkında bilgilendirme, meslekleri tanıtma, çevrede var ise düşünülen meslek sahipleri ile görüştürme vs.. çocuğun bir hedef sahibi olması için gerekenlerin yapılması,
- Küçük yaştan itibaren öğrenciye küçük sorumluluklar, yapabileceği görevler verilmesi, başardığında onure edilmesi,
- Çocuğun vakit geçirdiği arkadaşların takip edilmesi,
Tabi bu önlemler için öncelikle aile fertlerinin öğrencilere örnek olması gerekir, baba sigara içiyorsa “içemezsin” deme hakkı ne kadar vardır tartışılır, veya vaktini tv karşısında geçiren bir annenin çocuğunun tv karşısında vakit geçirmesini önlemesi ne kadar mümkündür?
Toplumun temeli ailedir, ve aile çocuklardan 1. dereceden sorumludur, bu sorumluluğu yerine getirmeme ilerde telafi edilemez olumsuzlukları doğuracaktır, evladımızın başarılı olmasını istiyorsak yapılması gerekenlerden kaçmamalı, gerekenleri yapmalıyız, çok geç olmadan.
Bora Arslantürk




