Düzen - özeldersci

son haberler

Post Top Ad

11 Haziran 2017 Pazar

Düzen


Düzen nedir?

Hangi şartları gerektirir? Veya düzenin oluşabilmesi için ön şartlar nelerdir?

Etrafımızda ne gibi düzenler var? Kendimiz de bir düzen miyiz?

Etrafımızdaki düzenler sıradan şeyler mi ki onlar hakkında fazla düşünmüyoruz yoksa
bolluklarından dolayı mı bize sıradan geliyorlar?

gibi pek çok soruyu bu yazıda düşünmeye çalıştık.


DÜZEN

“O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan,
sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde
düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.”
BAKARA SÛRESİ(29)



“Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde
(altı evrede) yaratan, sonra da Arş'a kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah'tır. O'nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçı olamaz. İşte O, Rabbiniz Allah'tır. O halde O'na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz?” YÛNUS SÛRESİ(3)

• Düzen nedir?

• Hangi şartları gerektirir? Veya düzenin oluşabilmesi için ön şartlar nelerdir?

• Etrafımızda ne gibi düzenler var? Kendimiz de bir düzen miyiz?

• Etrafımızdaki düzenler sıradan şeyler mi ki onlar hakkında fazla düşünmüyoruz yoksa
bolluklarından dolayı mı bize sıradan geliyorlar?

• Yüz binlerce, milyonlarda ağaç olması, ağacı basit bir şey mi yapar? Veya sayısız
bakteri oluşu onları basitleştirip yapılması ya da oluşturulması çok kolay bir şey mi
yapar?

• Düzeni görünce düzende mi takılıp kalmalı yoksa düzenleyeni de düşünmek gerekir mi?

Sorularla zihnimizde pencereler açmaya çalışalım.

Yukarıdaki sorulara direk veya dolaylı yoldan
yazıda cevaplar gelebilir ama yazıyı okumaya devam etmeden, lütfen yukarıdaki soruları
düşününüz, o sorulara birkaç dakika da olsa ayırınız, kendiniz cevaplar vermeye çalışınız.



Bilinçli ama daha önce kalem kullanmamış düşünebilen bir varlık olduğumuzu varsayalım ve kalemi inceleyelim;



Şekildeki incelemelerin sonucunda diyebiliriz ki, kalem bir düzendir. Düzenlenmiştir. Belli bir amaç doğrultusunda, bilinçli bir varlık tarafından, ilmi ile tasarlanmış, kudreti ile ve gerekli malzeme de bulunarak yapılmıştır. 

Aslında bu örnek bile sağlıklı düşünebilen biri için birçok şeyi anlatmaya yeter de artar. 

Bu örnekten elde ettiklerimizi maddeler halinde belirtmeye çalışıp zihnimizi daha da açmaya gayret edelim;


• Kalem biri tarafından yapılmıştır,

• Kalem bir gaye için yapılmıştır (yazı yazmak şekil çizmek vs….)

• Kalemi yapabilmek için şeklinden kullanılacak maddeye kadar bir plan program söz
konusudur,

• Kalemi yapanını ilmi vardır,

• Kalemi yapanın kudreti vardır,

• Kalemi yapanın görebilmesi gerekir,

• Kalemi yapanın düşünebilmesi gerekir……..

Daha da arttırabiliriz. 

Peki birisi eline kalemi alıp size 

“ bu kalem kendi kendine oluşmuştur, milyonlarca yıl geçmiş, şimşekler çakmış, yıldırımlar düşmüş, rüzgarlar esmiş, evrime uğramış ve kalem oluşmuştur dese yani rastlantıya düzeni bağlasa ve bunu da ciddi ciddi savunsa, ciltlerce kitap yazsa vs…. mantıklı biri olduğunu düşünebilir misiniz? 

Kalemin kendi kendine oluştuğunu kim iddia edebilir?

Sadece ve sadece akıl sağlığı yerinde olmayan biri olsa gerek; öyle de evrim savunucuları bırakın kalemi medeniyeti kuran muazzam düzen olan insanın bu şekilde rastlantılarla oluştuğunu iddia emekte, binlerce bilim adamı bunu ispatlamak için ciltlerce kitap-yayın-makale yayınlamaktadır, ne diyelim Allah akıl fikir versin ve onların da tüm büyük bilim adamları gibi yaratıcıya inanmalarını nasib etsin.


O halde sonuç olarak şu genel ifadeleri söyleyebiliriz;

• Düzen, düzenleyen bilinçli bir varlığa ihtiyaç duyar.

• Düzen, bir plan dahilinde yapılmıştır.

• Belli bir amaca yönelik tasarlanmıştır, her
düzenin bir amacı olmalıdır.

• Düzenleyenin ilmi, kudreti olmalıdır.

• Düzenleyen düzenlediğinden üstündür.

Son madde üzerinde durmak istiyorum; bir düzeni oluşturan -ki mahlukat noktasında en çok düzen oluşturan insandır- insan düzenlediği kalemden, masadan, binadan, bilgisayardan daha üstündür, daha muazzam bir düzendir; benzer şekilde bir su samuru da ilham olunduğu barajdan daha üstündür, bir kuş yaptığı yuvadan daha üstündür. 



Yani “bir şeyi yapan yaptığı şeyden daha üstündür” genellemesini pekala yapabiliriz, çünkü biri yapandır diğeri ise yapılan.

O halde insan da bir düzen değil midir? 

Ya onu düzenleyen? 

İlmi,kudreti olan bu üstün varlık insanı hangi amaca yönelik düzenlemiştir?

Gibi soru şeklinde ama cevapları belki de hayatın anlamını açığa kavuşturacak saptamalar aklımıza gelmez mi? 

Yoksa bir çokların hayatını yaşayıp, görünen hayat dışını sorgulamaması, hatta bu tip sorgulamaları “boşver o kadar da derin düşünme” diyerek yadırgamaları ile bir nevi düzenleyene amaçsız düzenlemiş yargısı ile yaklaşılması doğru mu? 

İnsanoğlu bir kalemi bile bir gayeye yönelik planlıyor ve yapıyorsa, insanı düzenleyenin bir gayesi olması gerekmez mi?

Misket misallerini severim, hatırlarsanız kaderle ilgili yazımda da misketlerden bahsetmiştim.

Elimizde 40 tane misket olsun, bunları rasgele fırlatalım her yere dağılsınlar, dağılmış misketleri gören birisi bir düzenden bahsedebilir mi? 

Ve bir düzen planı düşünür mü zaten fırlatan da böyle bir şeyi düşünmemiş idi. 

Ama 40 misketten bir kenarında 10 misket olan bir kare oluşturulduğunu düşünelim. Bu taktirde görenler “hımm biri misketlerden bir kare yapmış diyecekler” ve rastlantıyı devreden çıkaracaklardır elbet. 

Bu kadar basit düzenlerde bile böyle düşünülürken yazılarımızda daha önce de bahsettiğimiz , bilinç, duygular gibi özellikleri de barındıran, yani manevi tasarımlara ve canlılık özelliğine sahip üstün düzenler karşısında neden bazılarımız rastlantıyı düşünüyor Bunu anlamak mümkün değildir.

Misket örneğini biraz daha irdelemek istiyorum; aslında ilk anlatılan 40 misketin fırlatılması bile rasgele bir durum değildir hakikat noktasında, çünkü misketler elden çıktıktan itibaren her birinin hızı, yönü ve doğrultuları söz konusudur; yerçekimi, hava,rüzgar ve misketlerin çarptıkları maddelerin karakteristik özellikleri ve şekilleri dahil her şey bir hesap üzerine kontrol dahilinde aslında tesadüfün yanına bile uğrayamayacağı şekilde hareket eder, yani aslında mutlak manada tesadüf-rastgelelik yoktur. 

Yani tesadüf bile belli kaidelerle işleyen daha doğrusu işletilen bir düzenin parçasıdır. 

Ama zahiri düzenler dışındakilere biz günlük hayatta, bilimde “tesadüf” deriz ve öyle yaklaşırız, burada tesadüf betimlenirken, insan veya diğer canlıların
parmaklarının bulunmadığı , bulunsa bile bu müdahelenin plan dahilinde olmadığı (misketleri fırlatma, zar atma gibi) durumlar düşünülmekle beraber , en ufaktan en büyüğüne kadar her faaliyetin, değişimin mutlak güç sahibi Allah’ın iradesinde olması, hakiki anlamda tesadüfün olmadığı sonucunu doğurmaktadır.



Nereye bakarsanız bakın düzenler göreceksiniz, bu düzenlerin adeta birer kitap olduğunu görebilirseniz, onları okumaya ve anlattıklarını anlamaya başlarsınız, her an her yerde O’nu görürsünüz.

“Arkadaşı ona cevap vererek dedi ki: "Seni topraktan, sonra bir damla döl suyundan yaratan, sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde düzenleyen Allah'ı inkâr mı ediyorsun?"” KEHF SÛRESİ (37)

Bora Arslantürk
boramat@gmail.com

Post Top Ad