Eğitimde müfredat problemi - özeldersci

son haberler

Post Top Ad

28 Ekim 2016 Cuma

Eğitimde müfredat problemi


Ülkemiz fiziki ve teknolojik altyapı anlamında dünyada iyi bir yerde.

Haftasonu, hafta içi kurslara da ilgi yoğun ama neden istediğimiz başarıyı elde edemiyoruz?

SIFIRDAN MATEMATİK ÖĞRENİN

Pisa sınavlarındaki yerimiz hiç de iç açıcı değil.

En büyük bütçe eğitime ayrılıyor ve eğitim kalitesinin arttırılması için pek çok şey yapılıyor iken mevcut durum neden ortaya çıkıyor?




Yukardakiler gibi pek çok soru sorulabilir ve cevaplamak da oldukça geniş kapsamlı bir mesele. 
Bu yazıda mevcut durumun en önemli sebeplerinden biri olan müfredat yoğunluğu konusunu ifade etmeye çalışıcaz.


Bunun için aslında en iyi örneklerden biri İngilizce dersi (keza tüm derslerde aslında benzer durum var).
İlkokulun ilk yıllarından lise bitimine kadar binlerce saat İngilizce anlatılır, müfredata bakıldığından son derece detaylı gramer, telaffuz vs çalışıldığı halde lise mezunlarının İngilizce bilgisi acınacak haldedir. 
Bir kaç cümle kurarlar o kadar.

Benzer durum matematik, Türkçe vs tüm derslerde de var.

Okul hayatını bitirip iş hayatına giren hemen hemen hiç kimse lise bitimine kadar öğrendiklerinin çoğunluğunu hatırlamaz bile.

Peki biz ana okulunu da katarak 13 sene boyunca ne öğretiyoruz? 

On yıllarca öğrettiklerimiz nereye gidiyor? 

Yoksa çocukların yıllarını mı çalıyoruz?

Sonuç itibari ile on yıllarca öğretilenden geriye kalan bir şey yok?

Amaç ne?

Gibi yine pek çok soru insanın aklına geliyor.

Aslında işin özeti şu "her şeyi öğretelim derken hiçbir şey öğretememe"....

Kendi branşım matematikten örnek vereyim:

Her eğitim döneminde yüzlerce başlık, binlerce altbaşlık, onbinlerce soru tipi söz konusu.

Müfredat o kadar yoğun ki her ders yeni birşeyler öğretmemiz, farklı soru tipleri gerekiyor.

Öğrettiklerimizi kavratmaya yetecek zaman malesef yok çünkü sürekli yeni bir konu, yeni formüller, yeni soru tipleri anlatmak durumundasınız. 

Öğrenciyi bilgi bombardımanına tutuyoruz.

Bir de neyin ne olduğunu anlatmaya da vakit yok.

İşin özünü anlatabilsek daha kalıcı olur ama o zaman da konular yetişmiyor.

Ben sadece matematik bu kadar yoğun sanırken diğer zümreler ile konuştukça anladım ki onlarda da durum aynı.

O zaman öğrencinin önünde iki seçenek var ya hayatını, çocukluğunu bir kenara bırakıp sürekli ders çalışacak ve başarılı olacak (ayrıca ezberleyerek başarılı olacak yine unutacak ilerde) veya "amaannnn boşver!" diyip "ne de olsa kalmak zor sınıfımı geçeyim öğrenmesem de olur" diyerek umursamadam derslere girmeye devam edecek.

Ülkemizdeki profile baktığımızda ve mezunlardaki dersler anlamında seviyeyi göz önüne aldığımızda ikinci yolu seçenler ezici çoğunlukta.

Peki ne yapılmalı?

Öncelikle müfredat sadeleştirilmeli, lise 3 teki alan ayrımına kadar olan ilk - orta lise eğitiminde öğrencilere hayatlarında işe yarayacak temel bilgiler verilmeli. 

Matematik anlamında bakarsak bence müfredatın %70 inden fazlası son derece detay konular.  

Aynı ders saatinde temel, hayatta kullanacağı, zekasını analitik düşünmesini, hayat problemlerini de çözebilecek düşünsel seviyeyi hadefleyen konular zamana yayılarak: yani konu anlatılacak yeni şeyler öğretilmeden konuya göre 3-4-5 saat sadece öğretilmiş olanı kavratacak dersler işlenirse, öğrenci ile konu tartışılır, ders içi etüd, egzersiz, grup çalışmaları ile pekiştirilir , neyin nerden geldiği-ispatlar verilir detaylı incelenir ise toplamda yine aynı ders saatinde hem öğrencinin işine yarayacak konular kalıcı olarak öğretilmiş, hem de öğrenci ve öğretmen daha mutlu olur.

Mesela tarih dersinde onlarca ülkenin yıkılıp kurulması son derece detaylı incelenmesi, binlerce tarih, madde, özellik ezberlenmesi yerine daha güncel , günümüzle bağlantılı meseleler, öğrencilere aktarılıp, derslerde tartışılıp ezbersel değil yorumsal sınavlar değerlendirmeler yapılabilir.

İngilizce dersinde her ders yeni kelimeler, kalıplar öğretmek yerine derse öğrenciyi katarak, konseptler üzerinden giderek hayatın bir alanı ile ilgili çalışmalar sohbetler yapılabilir. Kelime listeleri, kalıplar, ezberler, her ders yeni yeni bilgiler ile başarı olmadığı ortada...

İşin özeti; tüm derslerde bu sistem uygulanabilir. 

Öğrencilerin okul sonrası hayatına katkı sunacak az sayıda kazanım daha detaylı işlenerek, ezberci değil manacı eğitim sistemi ile işin içine öğrencileri de katarak çok daha başarılı, düşünen, çözüm üreten bir nesil mümkün olacaktır.

Bu da ancak köklü bir müfredat değişim programı ile mümkün olabilir.

Aksi halde üniversiteye girişi sınavları için öğrenci öğretmen müfredatı yetiştirme anlamında koşturmaya mecburuz.

Bora Arslantürk
boramat@gmail.com

Post Top Ad