728x90 AdSpace

  • son haberler

    Blogger tarafından desteklenmektedir.
    25 Eylül 2016 Pazar

    İnsülin adlı düşmanınızı tanıyın


    Toronto Üniversitesi’nden 1921 yılının başlarında iki araştırma görevlisi, diyabetle ilgili yeni araştırma projesinde hangisinin görev alacağına karar vermek için umursamaz bir şekilde yazı tura attılar. Kazananın Tıp Nobel’i alacağını bilselerdi, yazı turalarını kesinlikle bir miktar daha fazla ciddiye alırlardı.


    SIFIRDAN MATEMATİK ÖĞRENİN

    Yazı tura kazananı ve henüz tanıştığı kasabalı bir Kanada'lı doktor ile birlikte çalışma ayrıcalığının sahibi Charlie Rose oldu. Bu doktorun adı Fredrick Banting idi, bizim Bay William Banting ile akrabalığı yoktu ve pankreasta üretildiği düşünülen, o dönemler çoğu diyabetlinin ölümüne neden olan yüksek kan şekeri ile bir şekilde ilintili, gizemli bir maddeyi izole etmeye çalışıyordu. Banting'in hedefi, o ana dek kimsenin başarıyla tamamlayamadığı deneysel bir operasyonu köpekler üzerinde mükemmel seviyede uygulamaktı. Hedefine ulaştı ve bu süreçte birçok hayat kurtardı. Bu çalışması için Nobel ödülünü aldıktan sonra, patentini Eli Lilly Derneğine $1 tutarındaki bir fiş karşılığında bağışladı. Ne yazık ki, Banting'in cömertliği onu kötü talihinden kurtaramadı; Banting II. Dünya Savaşı esnasında, içinde bulunduğu hava kuvvetleri bombacısı Newfoundland'de bir limana çarptığında hayatını kaybetti.




    Eli Lilly ise çok daha başarılı oldu. İnsülin üretimine başlamasının ardından 2 yıl bile geçmeden, 50 milyon üniteden fazla satış yaptı, bu esnada milyar dolarlık bir sektör oluşturmuşlardı.

    İlk zamanlarında insülin hem üretim, hem de satın alım bakımından ucuzdu. Ancak daha sonra, ekonominin merhametsiz kanunları devreye girdi ve bir anda insülin sektöründe bir rekabet oluştu. Galonlarca insülin satışı yapmak gibi büyük bir iş alanı ortaya çıktı ve bir mümessil ordusu doktorları daha fazla insülin reçetesi yazmak için baskı yapmak üzere harekete geçti. İnsan açgözlülük bezlerinin pompaladığı yakıtla insülin fiyatları, yalnızca son 10 yılda %300'den büyük bir artış gösterdi.

    Doktorların, hastaları mümkün olduğunca hızlı bir şekilde insüline başlatmak konusunda neden baskı altında olduğunu anlamak için, Sherlock Holmes'un çıkarım yeteneklerine sahip olmaya gerek yok. Bu basınca karşı direnç oldukça az, çünkü çoğu doktor insülinin zararsız olduğuna inanıyor ve bunun sonucu olarak da görünüşe göre sınırsız olan diyabetli alıcı piyasasına dozunu sürekli arttırarak reçete ediyorlar.

    İnsülin nedir?

    İnsülin, pankreasta üretilen anabolik bir hormondur. Neredeyse tüm hayvanlar tarafından üretilir ve bir milyar yıldan uzun bir süredir mevcuttur. İnsülin, büyüme ile yakından ilgilidir. Şekerleri hücrelere iletir, enerji fazlasını yağ olarak depolar ve doğru koşulların oluşması halinde kas üretimi yapar. İnsülin hücre duvarlarına tutunarak, glukoz ve diğer yapı maddelerinin kandan çıkarak hücrelere girişini sağlayacak bir giriş kapısı oluşturur. Hücrelere doğru gerçekleşen bu glukoz hareketi kandaki şeker seviyesini düşürür.

    Fazlasıyla anabolik olmasından ötürü, insülin kimi vücut geliştiricisi tarafından antrenman esnasında edindikleri kas kütlesini korumak/arttırmak için kullanılır. Bunun için, sporcular bir yandan hem şeker hem de protein oranı yüksek takviye içerken, bir yandan da insülin enjeksiyonu yaparlar. Bu, kaslarda glukoz ve amino asit kullanımını arttırırken kas büyümesini destekler, ancak, yağ alımından kaçınarak kas büyümesini sağlamak oldukça fazla dikkat gerektirir. Bu yöntem son derece tehlikeli bir yöntem ve vücutçuların çok fazla insülin enjeksiyonu yaparak şeker komasına girip hayatlarını kaybetme ihtimalleri olduğu gibi kayda geçmiş ölümler mevcuttur.

    Asıl problem ise bir avuç cahil vücut geliştirici değil. Asıl problem, çok daha büyük bir kitleyi etkiliyor; dünya nüfusunun yarısına yakını, kronik olarak insülin düzeyi arttırılmış bir şekilde yaşıyor.

    Fazla insülin zararlıdır!

    Yüksek oranda insüline uzun süreli maruziyetin sağlık sorunlarına yol açtığı, pek fazla şüphe götürmeyen bir gerçek. Bununla birlikte, çoğu vakada sebep olarak insülini belirlemek pek de kolay olmamaktadır, çünkü sıklıkla ortada daha bariz sebepler vardır. Yüksek kan basıncı buna iyi bir örnek; bu problemin en muhtemel sebebi yüksek insülin seviyesi olmasına rağmen yüksek besinsel sodyum ve stres gibi birçok faktör sebep görülmektedir.

    Aşağıda, yüksek insülin oranının uzun süreler devam etmesi halinde doğabilecek, üzerine düşünmeniz gereken muhtemel sonuçlar listelenmiştir. Etrafınıza bakın, günlük hayatınızdaki birçok kişinin bunlardan bir ya da birkaçı tarafından etkilendiğini, ancak çoğunun başka sebeplere bağladığını göreceksiniz.

    Yorgunluk

    Kilo artışı

    Açlık

    Kan şekerinin düzeyinin yükselmesi

    Yüksek tansiyon

    Kalp rahatsızlıkları

    Diyabet

    Kanser

    Düşük tiroit performansı

    Depresyon

    Bilinç bulanıklığı ve konsantrasyon güçlüğü

    sabah
    • Blogger Comments
    • Facebook Comments

    0 yorum:

    Yorum Gönder

    Item Reviewed: İnsülin adlı düşmanınızı tanıyın Rating: 5 Reviewed By: Zuhal Özden
    Scroll to Top